Soğd Ses Sistemi ve Uygur Alfabesinin Kökeni*


Soğd Ses Sistemi ve Uygur Alfabesinin Kökeni*
The Sogdian Sound-System and the Origins of the Uyghur Script
Nicholas Sims-Williams
Çev.: Feryal Korkmaz1, Berker Keskin2
ÖZ
Eski Uygurlar tarafından Soğd alfabesinden türetilerek oluşturulan on sekiz harfli
Eski Uygur alfabesi, yüzyıllar boyunca gerek Türk milleti gerekse Orta Asya’daki
bazı komşu kavimler tarafından kullanılmış ve bu alfabe ile pek çok eser kaleme
alınmıştır. Nicholas Sims-Williams tarafından yazılan ve Journal Asiatique’in 269.
cildinde (1981) yayımlanan bu makalede Uygur alfabesinin temelini teşkil eden
Soğd alfabesi hakkında bilgi verilmiş, bu alfabe ile Uygur alfabesi arasında hangi
farklılıkların bulunduğu açıklanmıştır. Harflerin temsil ettiği sesler detaylı bir şekilde
incelenmiş ve Uygurların alfabeyi hangi şekilde türettiği noktasında bazı fikirler öne
sürülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Sims-Williams, Eski Uygur alfabesi, Soğd, alfabe, ses sistemi
ABSTRACT
The eighteen letter Old Uyghur alphabet, which was derived from the Sogdian
alphabet by the Old Uyghurs, was used for centuries by the Turkish nation and
some neighbour nations in Central Asia. Many works are written in this alphabet.
In this article, originally published in English in the 269th issue of Journal Asiatique
(1981), Nicholas Sims-Williams provided information about the Sogdian alphabet,
which is the basis of the Uyghur alphabet, and explained the differences between
the Uyghur and Sogdian alphabets. The sounds represented by the letters are
clarified in detail and some ideas are put forward as to the way in which the
Uyghurs adapted the alphabet.
Keywords: Sims-Williams, Old Uyghur alphabet, Sogd, alphabet, sound-system
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017, 259-269
DOI: 10.26561/iutded.369178
Çeviri / Translation
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi
Journal of Turkish Language and Literature
*Nicholas Sims-Williams, “The Sogdian Sound-
System and the Origins of the Uyghur Script”,
Journal Asiatique Cilt 269, 1 ve 2. Sayı, Yıl 1981,
s. 347-360.
Çev. Notu (ÇN.): Makalenin Türkiye Türkçesine
çevrilmesine nazik bir şekilde müsaade gösteren
Nicholas Sims-Williams’a ve Journal Asiatique
editörlerine teşekkür ederiz.
Makaledeki harf adlandırmaları ve kullanılan
özel karakterler yazarın tasarrufu olduğundan
olduğu gibi bırakılmış, herhangi bir değişiklik
yapılmamıştır.
1 Yrd. Doç. Dr., İstanbul Üniversitesi, Edebiyat
Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü,
İstanbul, Türkiye
2Ar. Gör., İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi,
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, İstanbul, Türkiye
Sorumlu yazar/Corresponding author:
Feryal Korkmaz,
İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi,
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, İstanbul, Türkiye
E-mail: fkorkmaz@istanbul.edu.tr
Geliş tarihi / Date of receipt: 20.11.2017
Kabul tarihi/Date of acceptance: 23.11.2017
Atıf/Citation:
Korkmaz, Feryal ve Keskin, Berker. “Soğd Ses
Sistemi ve Uygur Alfabesinin Kökeni.” Türk Dili ve
Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017, s. 259-
269. 10.26561/iutded.369178

260
Soğd Ses Sistemi ve Uygur Alfabesinin Kökeni
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017
Türk Uygur yazı sisteminin doğrudan Soğd alfabesinin kürsiv karakterine dayandığı
üzerine bir fikir birliği bulunmaktadır (dolayısıyla sonuç olarak Arami kökenlidir). Açıkça
görülüyor ki bu sebepten dolayı Uygur harfleriyle yazılmış metinlerin ses bilgisini
çözümlemek için başlangıç noktamızın Soğd alfabesiyle yazılmış Soğdca metinlerin ses
bilgisi olması gerekmektedir.
Bildiğim kadarıyla, şimdiye kadar Uygur alfabesinin gelişimi ile harflerin Soğd alfabesi
vasıtasıyla Arami yazısından Türkçeye geçerken uğradığı değişiklikler üzerindeki tek
ayrıntılı muhasebe, -alfabenin sırf paleografik tarihi bizi burada ilgilendirmemektedir-
Sir Gerard Clauson tarafından, Turkish and Mongolian Studies adlı çalışmada verilmiştir.
Temelde Clauson’un meseleye yaklaşımı kesin olarak doğrudur. Ancak uygulamada
Soğdcadan seçilen örneklerin yanlış analiz edilmesinden dolayı bu durum bir yere kadar
ortadan kalkmıştır. Hatalar, kısmen teknik İranistik literatürün yanlış yorumlanmasından
ve kısmen de Gauthiot ve Benveniste’nin Grammaire sogdienne’i gibi güncel olmayan
kaynakların kullanılmasından ortaya çıkmıştır.
Bu görüşlerin büyük bir hayranlık duyduğum Clauson’un çalışmasını kötülemek için
söylenmediğini açıkça belirtmeliyim. Eğer ben de malzemenin Türkçe yönünü incelemeye
çalışmış olsaydım, kesinlikle İrani delilleri ortaya koymak için övgüye değer bir teşebbüste
bulunan Clauson’dan çok daha fazla hata yapardım. Ayrıca Uygur alfabesi konusunda
çalışan seçkin Türkologların huzurundaki bu cüretkâr girişimimin kesinlikle farkındayım.
Eğer haddimi aşıp Türkçenin derinliklerine girersem ve herkes tarafından çok iyi bilinen bir
konuda cahilliğimi açığa çıkarırsam affınızı diliyorum.
Bu makalede amacım, Soğdcanın ses sistemini ortaya koyarak bu sayede seslerin Soğd
yazısında temsil edilişinin güncel bir taslağını oluşturmak ve Soğd alfabesiyle yazarken
seslerin hangi yolla temsil edildiğini ortaya koymaktır. Doğal olarak Uygur yazı sisteminin
ses bilgisi ve düzeninin uygun bir şekilde anlaşılmasıyla ilgili noktalara özel bir dikkat
göstereceğim. Ancak bunu, Uygur alfabesiyle yazılmış Türkçe metinlerin ses bilgisinin
gelişimi noktasında Soğd etkisinin ne kadar olduğunu değerlendiren ve benden daha
uzman olan kişilere bırakmak zorundayım.

261
Korkmaz F, Keskin B
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017
En uygunu işe Soğd alfabesini inceleyerek başlamamızdır (Şekil I):12345678910
Sami kökenli harf isimleri Transkripsiyonu Birincil Fonetik Değerleri1



Şekil I: Soğd alfabesi
1 Parantez içinde gösterilen sesler, önceki fonemlerin alofonlarıdır. Bazen normal İrani kullanıma uyum sağlamak
için IPA (=ÇN. Uluslararası Fonetik Alfabe) ile ters düşülen fonetik sembollerin anlamı için bkz. Şekil II ve III.
2 Fonetik işaret (Örneğin β̣ya da p̈) bazen /f/’yi /β/ ve /p/’den ayırt etmek için kullanılmıştır.
3 Kelime sonlarında het işareti neredeyse her zaman nun’un zayn’dan ayrılması gibi gimel’den ayrılır (Sims-Willi-
ams 1975 s. 132-4). Bazı elyazmalarında düzenli olarak bu harf çiftleri gimelve zayn’ı transkripsiyonda γ- ve z-’ye
bağlamayarak ayrılır. Gimel ve het’i “γ” ile göstermek yersiz ve yanıltıcıdır (Bkz. Sims-Williams, çıkacak olan.).
4 Sims-Williams 1975, s. 134-9.
5 Bazı elyazmalarında fonetik işaret (ẓ ya da z̤) /ž/’den ayırt etmek için kullanılır. Diğerlerinde aynı işaret zayn’ı
nun’dan (hem /z/ hem de /ž/ ile temsil edilir) ayırt etmek için kullanılır (Kıyas. Sims-Williams 1978, s. 257-8).
6 Henning 1958, s. 34 ile n. 1.
7 Sims-Williams 1972.
8 Skjærvø 1976, s. 112-16.
9 Livshitz 1970, s. 259 ile n. 13.
10 Reş harfi bazen altsimge işareti ile farklılaşmıştır. Bu aynı zamanda [l] sesini temsil etmek için kullanılırdı. (Bu
durum, neredeyse her zaman özel olarak yabancı kelimelerde meydana gelir.)

262
Soğd Ses Sistemi ve Uygur Alfabesinin Kökeni
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017
Soğd alfabesinin düzeni 1965 yılında Pencikent’teki kazılarda ele geçirilen ve V. A.
Livshitz tarafından yayını yapılan (Livshitz 1970) üzeri yazılı çömlek parçası sayesinde
bilinmektedir. Arkeologların sekizinci yüzyılın başları olarak tarihlendirdiği ve görünüşe
göre müstensih çalışması olarak kopyalanan bu çömlek parçası tüm alfabeyi içermektedir.
Alfabe, geleneksel düzeni içinde yirmi iki Arami prototipli harf içermektedir. Bunun dışında
en sonda lamed harfi vardır ki bu da alfabenin on ikinci harfiyle özdeştir.
Livshitz’e göre (age. s. 261-3) lamed’in tekrarlanması /δ/ ve /θ/ şeklinde iki ayrı fonemi
temsil etmesine bağlı olabilir. Bununla birlikte Soğdlar bu iki sesin birbirinden ayrılmasını
hayati bir mesele olarak görmemiş gibi görünmektedir. Bet, zayn ve pe’de yaptıkları gibi
onları fonetik işaretlerle ayırmamışlar ve Manihaistler de tartışmaya yer vermeyen açık
şekildeki yazılarında /δ/ ve /θ/ ayrımını gerekli görmemişlerdir.11 Fazladan lamed için daha
muhtemel bir açıklama doğrudan tav’ın çengelli reş olarak bilinen harften sonra geldiği
Uygur alfabesinden benzetme yoluyla eklenmesidir (Bkz. Şekil I). Çengelli reş, ayırt edici
bir alt simge ile Soğd reş harfinden türetilmiştir ve paleografik olarak Soğd lamed harfiyle
bir ilgisi yoktur.12 Bununla birlikte Soğd lamed ve Uygur çengelli reş harflerinin her ikisi de
yaygın olarak [l] sesini temsil eder. Bu sebeple benim önerim Uygur alfabesinin [l] sesini
temsil eden bir harf ile bittiğini bilen bir Soğd müstensihin lamedharfini iki alfabe arasında
uyum sağlaması için buraya koymuş olmasıdır. Eğer doğruysa bu durum, Soğd ve Uygur
yazı sistemlerinin devam eden ortak kullanımına güzel bir örnektir.
Yirmi iki harfli Soğd alfabesinde harflerin dört tanesi hiçbir şekilde fonetik semboller
olarak kullanılmamıştır (dalet, tet, ayn ve kof, bkz. Şekil I). Ayrıca alef harfi tarafından
karşılanamayan hiçbir fonetik fonksiyonu olmayan he harfi de gereksizdir.13 Bu beş
gereksiz harf, uygulamada he harfi satır doldurucusu olarak görev yapmaya devam etse
de Uygur alfabesinden çıkarılmıştır.14 Çengelli reş harfinin eklenmesi dışında bu durum,
Uygur alfabesinin Soğd alfabesinden ayrıldığı tek noktadır.
Alfabe ya da yazı sistemi tabii ki yalnızca bir dizi sembollerden oluşmaz, bunlardan başka
bu sembollerle temsil edilen söz konusu dilin sesleri vasıtasıyla bağlantılı olan bir dizi uyumlar
da işin içindedir. Bu özel durumda, Soğd ve Uygur alfabesi neredeyse özdeş olsa da iki dilin ses
sistemi arasındaki uyumsuzluğun bir sonucu olarak önemli ölçüde birbirlerinden ayrılırlar.15
11 Soğd sembolleriyle yazılan Mani alfabesiyle ilgili bkz. GMS §§1-81.
12 Müller-Lentz 1934, s. 507-8.
13 Soğdcada he’nin gelişimi genellikle yanlış anlaşıldığı için açıkça ifade edilmelidir. Resmi Arami dilinde he hem
/h/ konsonantı hem de feminen isimlerde kelime sonunda /-ā/ ile karşılanır. /h/’ye sahip olmayan Soğdcada
bu ses, yalnızca kelime sonunda ortaya çıkar. Fonksiyonu ise Aramicede, örneğin m’th ya da ’MYh (ideogram
’MY + Fonetik tamamlama /-ā/) = Proto Soğd. /mātā/ “anne”, wnh = /wanā/ (f.) “ağaç”. Ritmik yasaların bir
sonucu olarak Proto-Soğd. kelime sonu vokalleri bazı durumlarda korunsa da genelde kaybolur. Bu sebeple
aslında Soğd. wnh, /wan/ için korunur (Henning 1958, s. 34-5, 59, Clauson 1962, s. 102, 104 fn., Livshitz 1970,
s. 258’de bu gerçekten bahsedilmez.) ancak m’th/’MYh, /māt/ için korunur. Kelime sonu sessiz he’nin özellikle
satır sonunda boş bir alanı doldurmak için kullanıldığına dair tarihi herhangi bir gerekçe yoktur.
14 Belirli Süryani harfli Hristiyan Soğdlara ait elyazmalarında (Örneğin C2) Soğd. he harfi satır doldurucusu olarak
kullanılmıştır. Diğer bazıları (örneğin Müller-Lentz 1934’te 6. metin) aynı amaçla ZY ideogramını kullanmıştır.
15 Farklılıktaki diğer büyük bir sebep ise Türklerin Soğd yazı sisteminde belirgin bir özellik olan ideogramları ve
tarihsel hecelemeyi kullanmayı terk etmeleridir. (/žaγt/ < /δraγtak/ için δrγt’k vb.)

263
Korkmaz F, Keskin B
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017
Resim I: Turfan Bölgesinden Uygur alfabesi (T IV Xusup).
Berlin-Brandenburg Bilimler Akademisi’nin nazik müsaadeleriyle yayınlanmıştır.
Yine de Uygur alfabesinin Soğd harf sisteminin doğal bir gelişimi olarak görülebileceği ve
özelliklerinin Soğd alfabesi ile onun ayrılmaz bir parçası olan ses sisteminin değiştirilmesine
gerek kalmadan Türk dilini yazma girişimi sonucunda ortaya çıktığına inanıyorum.
Burada, iki alfabe arasındaki farklılıkların Uygur yazısının bilinçli olarak Türkçeyi yazmak
için tasarlanmış olmasından kaynaklandığını düşünen Sir Gerard Clauson’a katılmama
cesaretini göstereceğim (Clauson 1962, s. 106). Görüşümün dayandığı argümanlar
Soğdcanın sesleri ve yazılı materyallerini ele alan bu yazının geri kalanında ünsüzlerden
başlayarak gösterilecektir (Şekil II).



16 Ayırıcı işaretle ya da değil.
17 Tablo bazı alofon ve marjinal fonemleri (parantez içinde) içerir. Bazı seslerin fonetik karakteri şüphelidir.

264
Soğd Ses Sistemi ve Uygur Alfabesinin Kökeni
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017
Üç farklı alfabe ile yazılmış Soğd metinlerine sahip olduğumuz için şanslıyız: Mani
alfabesi, Hristiyan Soğdlar tarafından uyarlanarak kullanılan Süryani alfabesi ve Soğd
alfabesinin kendisi. Üç alfabe ile yazılan Soğdca metinlerin karşılaştırılması, dilin ünsüz
yapısının tam anlamıyla açıklanmasını mümkün kılar. Örneğin bu /δ/ ve /θ/ harfleri hem
Soğd hem Mani alfabesinde birbirine benzer şekilde yazıldıkları halde Hristiyan alfabesinde
düzenli olarak ayrılmışlardır.18 Diğer taraftan yalnızca Mani alfabesi patlayıcı ünsüzleri [b,
d, g] farklı bir dizi harflerle gösterir. Bu harflerin dağılımından normalde ötümlü patlayıcı
ünsüzlerin sadece yabancı kelimelerde ve /p, t, k/ alofonları olarak sesli nazal /ṁ/’den
sonra kullanıldığı görülmektedir, ancak bazı son dönem Hristiyan elyazmalarında, ötümlü
bir harften sonra gelen bütün patlayıcı ünsüzlerin ötümlüleştirilmesi eğiliminin olduğuna
dair deliller vardır.19
Soğd alfabesinde ötümlü patlayıcı seslerin özel işaretlere sahip olmamasından dolayı,
zorunlu olarak birbirinin yerini tutan ötümsüz seslerle yazılmışlardır, yani pe, tav ve kaf
ile-ancak asla sızıcı olan bet, lamed ve gimel ile değil.- Bu sebeple, örneğin [an̥d], fonemik
olarak /aṁt/, ’nδ yalnızca /aṁδ/ ya da /aṁθ/’yi temsil etmesine rağmen ’nt şeklinde
yazılmıştır. Bu durumda Uygur alfabesinin /b/ için pe ve /g/ için kaf işaretini kullanması
doğaldır. Aynı biçimde en azından [nd] birleşiminde [d] için tav kullanılması beklenir.
Ancak mutat olarak Uygur alfabesinde [d]’nin lamed ile temsil edildiği iddia edilmektedir.20
Zorunlu sorulardan biri Soğdca uygulamadan böyle tutarsız bir sapma varsaymanın
gerekli olup olmadığıdır.
1939’da Henning, Proto-Soğdcanın diş sızıcıları olan /δ/ ve /θ/’nın gelişimi ile ilgili geniş
ve kapsamlı bir teori ortaya koydu (Henning 1939, s. 97). Henning 1958’den görüleceği
üzere bu teoriyi daha sonra değiştirdi.21 Henning, Farsçadaki Soğdca alıntı kelimelerin ses
bilgisinden ve Soğd yazı sisteminde lamed’in kullanılışından /δ/ ve /θ/’nın /l/’ye dönüşmesi
ile nitelik kazanmış (karakterize olmuş) bir Soğd lehçesi oluşmuş olması gerektiğini
belirtmiş ve bu lehçenin yazmak için kullanılan ilk lehçe olduğu sonucuna varmıştır. 22
Başta Henning /δ/ ve /θ/’nın birleşmesinin Soğdcada yaygın olduğunu varsaymış ancak
ikinci makalesinde Hristiyan Soğd metinleri ve başka deliller ışığında bu iddiasını etkili
bir şekilde geri çekmiştir.23 İlk makaledeki diğer bir öneri, Uygur yazısının [d] için lamed’i
kullanmasının /δ/ ve /θ/’nın ötümlü bir patlayıcıya dönüştüğü bir Soğd lehçesinin varlığına
işaret ettiğidir. Henning, bu teoriyi tekrarlamadı ve muhtemelen vazgeçti. Bana göre de bu
görüşe sahip çıkılamaz. Eğer doğru olsaydı en azından çeşitli dişsel patlayıcı ve sızıcı harfler
arasında nadir de olsa bir karmaşanın bulunması beklenirdi. Karmaşanın bulunmaması,
18 Burada yine de /θ/ için özellikle zarf ve isimlerde kelime sonunda dile getirilmesi için bir eğilim vardır.
19 Örnekler: /ṛ/’den sonra (Hrist. mrdxmy, nm’nqrgy’) ve diğer vokaller (Hrist. ’b, xwdw); /β/’den sonra (Hrist.
γwbdy’), /z/ (Man. ‘yzdṯ, Hrist. ’zd’qry’), /ž/ (Hrist. ’wžb’) ve /γ/ (Hrist. sγdy’).
20 Bazı Uyguristler (Clauson olmasa da) bu harfe dalet olarak atıfta bulunarak hata yapmışlardır. Paleografik
olarak alfabede kaf ve mem arasında bulunan konumunun da gösterdiği gibi kesinlikle lamed’tir.
21 Henning’in görüşleri Livshitz 1970, s. 262’de özetlenmiştir.
22 Henning 1958, s. 60-61.
23 age., s. 105-6.

265
Korkmaz F, Keskin B
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017
söz konusu ses değişmesini tanıklanmamış bir Soğd lehçesine atfetmekle açıklanamaz.
Çünkü tarihi gelişim içerisinde Türklerin yazı sistemini bilinen Soğd elyazmalarından
ödünç aldığı açıktır.
Lamed’in Soğdcada bir patlayıcıyı temsil edebileceğine dair hiçbir kanıt
bulunmadığından Uygurcada lamed’in [δ]’yı ve tav’ın [t] ile [d]’yi temsil etmeye devam
ettiği hipotezi göz önüne alınmaya değerdir.24 Her ne kadar bu hipotez Uygur Türkçesinin
ses bilgisi ile ilgili kabul edilmiş fikirlerin ufak tefek gözden geçirmelere ihtiyacı olduğunu
gösterse de bilinen doğrulara oldukça düzgün biçimde uyacakmış gibi görünüyor.
Örneğin nun + lamed’in neden (ilk dönemde) [nd] için kabul edilebilir bir imla olmadığını
açıklar. Mani harfli Türkçe metinlerinde δ ve ṯ/t Uygur alfabesindeki lamed ve tav kadar
sık kullanıldığı ve d’nin (şimdiye kadar gözlemlediğim kadarıyla) yalnızca n’den sonra
gelmesiyle kuvvetli bir biçimde doğrulanmıştır. Bu gerçekler lamed /δ’nın [d]’yi temsil
ettiği geleneksel görüş ile bağdaştırılamaz. Başka argümanlar ileri sürülebilir ancak daha
önce bahsedilen tüm bu sorunların yetkili bir Türkolog tarafından değerlendirilmesinin
arzulandığını belirtmenin yeterli olacağını umarım.
Lamed’in [d] yerine farazi kullanımından başka Uygur alfabesinin Soğd alfabesinden
ayrılan tek önemli noktası aynı zamanda Soğdcada var olmayan Türkçeye mahsus [ŋ] ve
[q] seslerini göstermesidir.
Damaksıl nazal /ŋ/ sesi için Uygur alfabesi nk birleşik harfini kullanır. Soğdcada bu
birleşim, /ṁk/ ile, muhtemelen [ŋ̥g] şeklinde tahakkuk eden ünlü damaksıl nazal /ŋ/ sesi
ile gösterilir.25 Bu işaretin Soğdcada ortaya çıkan tek nazal işaret olması sebebiyle birleşik
harf, Türkçedeki bu nazal sesi Soğd yazı sistemiyle gösterebilmenin en iyi yoluydu.
Het tarafından temsil edilen [q] örneği daha karışıktır.26 Soğdcada bu harf sadece sızıcı
/x/ (ve bazen /h/)’i gösterirken asla patlayıcı bir harfi göstermez. Yine de Uygur alfabesinde
[q]’yu göstermek için kullanılması üç nedenden ötürü kaçınılmazdır. İlk olarak [x] sesi Uygur
Türkçesinde nadir olarak kullanılırdı, dolayısıyla het harfi yeniden kullanılabilirdi. İkinci
olarak /x/ ve /γ/’nın Soğdcada yaptığına benzer şekilde bu iki sesin ötümlü ve ötümsüz
zıt eşler oluşturmasından dolayı het’in [q] için kullanımı gimel ile [γ]’nın eşitliğine dayalı
sistematik bir ilişkiyi korur. Üçüncü olarak Soğdca /x/ ve /γ/’nın /k/’ya göre dilin daha art
damaksıl bir konumdayken telaffuz edilmiş olması muhtemeldir. Bu, damaksıl sızıcı bir ses
24 Bu durum elbette ki son dönem Uygur metinlerinde lamed ve tav’ın karıştırıldığını ortaya koymaz. Karışıklık
muhtemelen ses bilgisi ve yazı bilgisi arasındaki rasyonel temelli ilişkiyi yok eden fonolojik bir değişimin
sonucu olup -belki de [δ]’dan [d]’ye- şeklindedir
25 Man. alfabesinde eşdeğer ortografi ng ya da nng’dir. Mani alfabesi kullanılarak yazılan tüm İrani dillerde kullanı-
lan hecelemedeki son şekil, Orta Farsça için icat edilmiş olabileceğini gösterir. [ŋŋ] (ŋg’den, Man. Orta Farsçada
[nd]’den [nn]’ye olan benzer bir ses değişiminin gelişimi için kıyas. MacKenzie, BSOAS, XXX, 1, 1967, s. 20)
26 Clauson, alışıldığı üzere “gimel-het” harfine atıfta bulunur. Ancak gimel (= [γ]) ve het (= Soğd. [x], Uygur. [q])
yalnızca Soğd alfabesi değil (Bkz. 3. dipnot) aynı zamanda Uygur alfabesinde de (bkz. Zieme ile Sims-Willi-
ams, çıkacak olan. Kelime sonunda gimel ve het harflerinin ayırıcı formları T IV Xusup’da bulunan Uygur alfa-
besinde güzel bir şekilde resimlenmiştir, bkz. Resim I) sürekli artan bir şekilde birbirinden muazzam ölçüde
ayrılmıştır.

266
Soğd Ses Sistemi ve Uygur Alfabesinin Kökeni
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017
tarafından takip edildiğinde ön ünlü /a/’nın arka ünlü olarak, muhtemelen [o]27 şeklinde
kullanılması eğiliminden çıkarılabilir.
Şimdi Soğd alfabesinde temsil edilmesi mümkün olanlar ile başlayarak Soğdcanın ünlü
seslerine dönüyorum28:
Alef, genel bir sembol olarak ünlülerin başlangıcını ve özellikle açık ünlüleri /a/ (merkez
alofonlarıyla [ǝ ve i]) ve /ā/’yı temsil eder.
vav, kapalı ya da yarı kapalı arka yuvarlak ünlüleri temsil eder.
yod, kapalı ya da yarı kapalı ön düz ünlüleri temsil eder.
nun, nazal ünlüleri ve
reş, r’leşmiş ünlüleri temsil eder.
Alef dışında bütün bunlar aynı zamanda ünsüzleri temsil etmek için kullanılırdı. Vav,
yod, nun ya da reş’in vokalik fonksiyonu daha az muğlak olarak alef’in önek olmasıyla
belirlenmiş olabilir. Örneğin ’y = /, /; ’r = /ṛ/. Beş işaretin birleşimleri diftonglar için de
(’y = /āi/, ’r = /aṛ/) kullanılır ve her birini bireysel olarak simgelediği karakterleri ifade eder
(Örneğin yr = /ir/, ön düz + r’leşmiş). Soğd yazı sisteminin ünlüleri gösterme düzeninin
genel karakteristiği olarak kelime içindeki kısa ünlüleri yazıda göstermek gerekli değildir.
Yukarıda özetlenen sistemin çok sesliliği bazı kısıtlayıcı kurallarla biraz azaltılmıştır:
(i) Alef, vav, yod ve reş ön konsonantlar her zaman kısa ünlüyü temsil ederler. (ii) Soğdca
kelimelerde çift alef (’’) her zaman uzun a’yı /ā/ temsil eder; bu kullanım kelime ortası ve
sonunda isteğe bağlı olarak tek alef ile gösterilebilirken (= /a/ ya da /ā/) kelime başında çift
alefle gösterilmesi zorunludur.
Bu kurallara rağmen, birçok alanda özellikle de (’)y ve (’)w ile temsil edilen ünlülerin
nicelik ve niteliğinin hususunda belirsizlik bulunmaktadır. Bununla birlikte nicel ayrımların
varlığı ve fonem durumu, en azından /e: ē/, /i: ī/ ve /u: ō/ (ayrıca /a: ā/) için sözcüğün
(veya ses biriminin) önceki hecelemeleri uzun bir sesli harf içeriyorsa, Proto-Soğdca vokal
sonlanmalarının kaybolduğu “ritmik yasalar” olarak bilinen fonolojik ve morfolojik kuralın
çalışmasıyla açıklık kazanır.29 Böylece örneğin Proto-Soğdca /nēšti/ “can verir”, Soğdcada
/nēšt/ şeklini alırken /nešti/ “telef” değişmeden aynı kalır. Buna ek olarak, /i, ī/’ye karşı
/e, ē/’nin niteliksel zıtlığı bazıları Süryanice ayrıcı aksanlar vasıtasıyla mütemadiyen
ayırt edilen, örneğin bγy. / βaγi / “Tanrı” (nom.) ve bγy: / βaγ / (gen.). Hristiyan Soğd
metinlerinde tescillenmiştir. Bununla birlikte, ẉ (= //) ve ẇ (= //) işaretleri çok nadiren
kullanıldığından [ū] ve [o] fonem değerleri belirsizdir. Bu itirazla birlikte bu nedenle, Şekil
III, Soğdcanın basit sesli fonemlerinin asgari bir tamamlayıcısı olarak kabul edilebilir.
27 Yazıda bazen vav tarafından temsil edilir. Bkz. GMS, § 113.
28 Bu liste vokallerin temsili noktasında tarihi ya da sözde-tarihini dikkate almamaktadır. he ve kaf etkili biçimde
son vokallerin niteliğini ortaya koymaktadır.
29 “Ritmik yasalara” ait bu tanımın gerekçesi başka yerlerde verilecektir.

267
Korkmaz F, Keskin B
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017
Şekil III: Soğdca basit vokaller30
Soğdca ses bilgisi ve yapı bilgisinin pek çok yönü açısından kural olan “ritmik yasalar”
kısa ve uzun ünlülerin zıtlığına bağlı olduğundan, Soğdcadaki /a/ ve /ā/ arasındaki zıtlığın
her şeyden önce nicelik bakımından olduğu açıktır. Bununla birlikte diğer İrani dillerde
(Farsça, Osetçe vb.31) olduğu gibi /a/’nın IPA [a]’ya ve /ā/’nın da IPA [ɑ]’ya yakın olmasına
benzer şekilde iki fonemin nitelik bakımından farklı olması işin özü itibarıyla muhtemeldir.
Dahası Soğdcada kısa a [a]’nın kelime başında kullanılmamış olması mümkündür (diftong
olarak saydığım /am, ar/ dizileri dışında). Bu (normal olarak ā)’nın yabancı kökenli
kelimelerin başında [a] sesini vermek için kullanılmasından çıkarılabilir (Örneğin ’’t’<Aram.
Addā, ’’s’wr < Skt. asura-, ’’β’ycy < Skt. avīci-.) Bundan dolayı kelime başında alef’in (sessiz
harflerden önce) /a/ alofonunu temsil ettiği kabul edilebilir, muhtemelen kısa ünlüyü
temsil etmek için, çünkü bu durum etimolojik olarak Eski İrani kısa ünlülü harflerden (a,
i, u) türeyebileceği gibi hiçbirinden de türememiş olabilir (protez alef denilen). Bu ilk alef
Mani alfabesinde hem alef hem ayn’a karşılık gelirken ikincisi yalnızca /sp/ ve /st/den
önce gelir. İki harf sırasıyla [ǝ] ve [i] olarak sembolize edilen kelime başında a’nın iki ayırt
edilebilen alofonik varyantının varlığını kanıtlamaktadır.32
Türkçe konuşurlar için ön ve arka vokallerin ayrımı, kısa ve uzun vokallerin arasındaki
farktan çok daha önemli olduğu için Soğdca kelime başındaki /a/ ve /ā/’nın arasındaki
birincil zıtlığın doğal olarak nitelik bakımından olduğu görünmüştür. Bu sebeple tek
kelime başı alef (= Soğd. /a/) Uygur alfabesinde ön ünlüyü /ä/ karşılamaktadır. Niceliği ne
olursa olsun arka vokal /a/, uzun ya da kısa genel olarak ön pozisyonda ’’ (= Soğd /ā/) ile
gösterilmiştir. Bu noktada Türkçe konuşurlar Soğd yazı sisteminden kendi dilleri için uygun
bir ortografi uyarlamaya yaklaştılar. Ancak tutarlılık asla başarılamadı. Özellikle kelime başı
/a/’nın nazal + konsonant veya sürekli + konsonant tarafından takip edildiğinde oldukça sık
bir şekilde (hatalı olarak) tek alef’le yazıldığı görülmektedir (örneğin ’’mr’x = /amrak/, ’rsl’n
30 Parantez içindeki sesler /a/’nın alofonlarıdır.
31 Ayrıca Sanskritçede /a/ ve /ā/ arasındaki nitelikli ayrım için bkz. W. S. Allen, Phonetics in Ancient India, Lon-
don, 1953, s. 57-8,
32 Sonuncu fonetik tanımlama yalnızca ayn’ın Man. Soğd. normal kullanımıyla ilgilidir. ‘y = /, /.

268
Soğd Ses Sistemi ve Uygur Alfabesinin Kökeni
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017
= /arslan/, ’lp = /alp/). Soğdca kelime başı alef = /a/’nın alçak ince ünlü olarak kullanıldığı
göz önünde bulundurulduğunda (yani aṁ ve aṛ dizilerinde), bu gibi durumlarda, kalın-
ince zıtlığı konusunda belirsizlik bırakma pahasına, Uygur imlasında ünlü, kısa ve geniş
olarak nitelendirilmek üzere tasarlanmış gibi görünmektedir.
Şekil III’te gösterilen basit vokallere ek olarak Soğdca /ṛ/ (veya /ǝr/), /ir/ ve /ur/33 olmak
üzere en az üç r’leşmiş vokal foneme, nazal bir sese /ṁ/34 ve birkaç diftonga sahiptir.35
Bunlarla ilgili bir tartışma, bizi Uygur yazısıyla açık bir ilgisi olmayan birçok karmaşaya
sürükleyeceği için sadece bunları zikretmekle yetineceğim.
Yorum gerektirdiği halde henüz bahsedilmeyen tek Soğd sesi *xwisati ya da xwyr
“güneş” < *xwarya- (?) gibi eski İrani kelimelerde görülen ve birleşik harf wy ile gösterilen
sestir. Ritmik yasaların hükümleri, söz konusu sesin [] gibi uzun bir ses veya [ōi] gibi bir
diftong olduğunu göstermektedir. Her iki durumda da bu Soğdca ses, Uygur imlasında /ö/
ve /ü/’nün wy şeklinde yazılmasına -kesin ya da tahmini- bir model oluşturmuştur.
Sonuç olarak genel bir noktayı vurgulamak isterim. Bu makalede tartışılan örneklerin
pek çoğunun gösterdiği gibi Soğd alfabesinin bilinçli olarak Türkçe yazmak için
uyarlandığını varsaymak gereksizdir. Uygur alfabesini Soğd alfabesine ve onunla ilişkili
alfabelere aşina kimseler tarafından Türkçe yazma girişiminin önceden planlanmamış
doğal bir sonucu olarak görmek gerekir. Uygur Türkçesi için bir vasıta olan bu alfabenin
belirgin eksikliği, Uygur alfabesinin neredeyse tesadüfi bir biçimde, Soğd ve Türkler
arasındaki münasebetin günden güne artmasıyla oluşması ve Türkiye Türkçesini yazmak
için uyarlanan Latin alfabesinde olduğu gibi bir komisyon tarafından üzerinde düşünülerek
hazırlanmamasıdır.
KAYNAKÇA
CLAUSON 1962 = Sir Gerard Clauson, Turkish and Mongolian studies, London, 1962.
[ÇN. Bkz. Sir Gerard Clauson, Türkçe-Moğolca Çalışmaları, Çev. Fatma Kömürcü, TDK Yayınları, Ankara 2017]
GMS = Ilya Gershevitch, A grammar of Manichean Sogdian, Oxford, 1954.
HENNING 1939 = W. B. Henning, “Sogdian loan-words in New Persian”, BSOS, X, I, 1939, s. 93-106.
HENNING 1958 = id., “Mitteliranisch”. Handbuch der Orientalistik (ed. B. Spuler), Abt. I, Bd. 4: Iranistik.
Abschnitt 1: Linguistik, Leiden, 1958, s. 20-130.
LIVSHITZ 1970 = V.A. Livshitz., “A Sogdian alphabet From Panjikant”, W.B. Henning memorial volume (ed. M.
Boyce & I. Gershevitch), London, 1970, s. 256-63.
MÜLLER-LENTZ 1934 = F. W. K Müller & W. Lentz, “Soghdische Texte II”. SPAW, 1934, s. 504-607.
33 Bu vokallerin fonetik durumu için bkz. GMS, § 485.
34 Önce gelen vokalin nazal uzatması bundan sonra /uṁ/ = [uũ], /āṁ/ = [aaã] vb. Nazal seslerin telaffuzu, peşi
sıra gelen konsonanta benzeşmesiyle meydana gelir. Bu yüzden yakın bir diğer transkripsiyon /aṁk/, [aŋ̥g]
olarak yazılabilir. Bu mümkündür, ancak hala /ṁ/nin konsonantlar arasında [] şeklinde meydana geldiği
kesin değildir.
35 Bunların arasına yalnızca /āi, āu, ōi, ēu/ değil, aynı zamanda /aṛ, āṛ, iṛ/ vb. ile /aṁ, āṁ, iṁ/’i de ekledim.

269
Korkmaz F, Keskin B
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt: 57, Sayı: 57, 2017
SIMS-WILLIAMS 1972 = Nicholas Sims-Williams, “A Sogdian ideogram’’, BSOAS, XXXV, 3, 1972 s. 614-15.
SIMS-WILLIAMS 1975 = id., “Notes on Sogdian palaeography”. BSOAS, XXXVIII, 1, 1975, s. 132-9.
SIMS-WILLIAMS 1978 = id., Review of D. N. MacKenzie, The Buddhist Sogdian texts of the British Library, IIJ,
XX, 3-4, 1978, s. 256-60.
SIMS-WILLIAMS çıkacak olan = id., “Remarks on the Sogdian letters γ and (with special reference to the
orthography of the Sogdian version of the Manichean church-history)”, W. Sundermann, Mitteliranische
manichäische Texte kirchengeschichtlichen Inhalts adlı çalışmada bölüm olarak yayımlanacaktır.
[ÇN. Bkz. W. Sundermann, Mitteliranische manichäische Texte kirchengeschichtlichen Inhalts, (Berliner Turfan
Texte 11), Brepols Publishers, Berlin 1981]
SKJÆRVØ 1976 = P.O. Skjærvø, “Sogdian notes’’, AO, XXXVII. 1976, s. 111-16.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SOĞDCA, TÜRKÇEDEKİ SOĞDCA KELİMELER VE BUNLARIN TÜRKÇEYE UYUMLARI

Kençekler ve Kençekçe