kısa kısa kısaca ekşiden uludağdan
acun, ahır, borç, hatun, kadın, kancık, kent, kör, put, serçe, sıpa, şaman, tamu, uç(mak), yahni gibi kelimeler köken bakımında soğdça'dır.
maveraunnehir ile horasan arasindaki bolgeye verilen
isim.bugun kuzey iran ve bati turkmenistan bolgesini kaplar.
tacikler'in atalari olduklari iddia edilir.
arap yayılmacılığına karşı türgişlerin müttefiki olan
halk.
araplara karşı 720 yılındaki isyanları bastırıldıktan
sonra 724 yılındaki ikinci isyanlarında türgişlerin desteğini aldılar. kısa
süreliğine de olsa, bu ittifakla birlikte araplar soğdiyana'dan çıkarıldılar.
alfabeleri, uygur alfabesi'nin atasıdır.
göktürklerin devlet işlerini yürütmekle
görevlendirdikleri orta asyalı irani halk. göktürk alfabesi?????? ve hatun gibi
ünvanlar bunlardan alınmıştır.
yüzyıllar boyu türklerin akıl hocalığı yapmış halk...
hatta türklerin tarih sahnesine çıkışlarının soğd'larla ilişkiye geçtikten
sonra gerçekleştiğini söyler halil inalcık...
tacikistan'da bir bölge ismi. eski bir tarih dergisinde
okuduğuma göre ve yine çinlilere göre kurnaz bir halk. çinliler sogdların
türklere birşey öğretmesinden (özellikle diplomasi, siyasette hile yapmak v.b.)
o kadar korkmuşlar ki sogdlara soykırım yapmışlar.
ipek yolu ticaretinin gizemli efendileri.
soğdlar (müslümanlarca suğd)
tarih boyu amuderya ve siriderya nehirleri arasında
yaşamış irani bir halktırlar.2 genel olarak mani dinine inanmaktaydılar. bu din
zerdüşt ve hristiyan dinlerinin karışması ve sonrasında buda akidelerinin dinin
içine alınmasıyla meydana gelmiştir.3 hint-avrupa dil ailesine mensup soğd
dilini konuşmaktadırlar. yazımızın devamında da yer verileceği üzere bu dil
birçok dili etkilemiştir. yaşadıkları bölgeye soğdiyana denir. bozkırlarla
çevrelenmiş, nüfus yoğunluğu fazla zengin bir tarım bölgesidir.4 genel olarak
bugünkü maveraünnehir bölgesi olduğu söylenebilir. bu bölgede mutlak bir
hükümranlık yoktu. merkez semerkand’ın üstünlüğünün tanındığı bağımsız
prenslerden oluşan bir konfedarasyondu.5 bu prenslere “ihşid”, feodal soğd
şehir beylerine “beg, tigin” denmekteydi.6 beg ve tigin kelimelerinin türkçe
kökenli olmaları ilginç bir detaydır.7buradan türklerin soğdlar ile çok erken
tarihlerde ilişki içerisinde olduğu sonucunu çıkartabiliriz.
soğdların orta asya tarihi açısından önemini vurgulamak
gerekirse soğdlar çinliler veya iranlılar gibi bozkır kavimleriyle mücadeleye
girişmemişler, o dönemin gücüne göre davranış sergilemişlerdir. iyi birer
bürokrat olan soğdlar devletlerin idaresinde görev yapmış, bilhassa bozkır
kavimlerinde elçilik görevi üstlenmişlerdir. örneğin göktürklerin bizans’a
gönderdikleri ilk elçilik heyeti yazının devamında da bahsedeceğim üzere 567
yılında kafkasya üzerinden istanbul’a gitti. amaç sasanilere karşı ittifak
kurmaktı. işin ilginç tarafı bu heyetin başkanı bir soğd olan maniakh idi. muhtemeldir
ki politikadan iyi anlayan soğdlar dönemin siyasi durumunu biliyorlar,
hükümdara akıl veriyorlardı.8 öte yandan soğdlar asya’nın birçok önemli
bölgesine ticaret kolonileri kuruyorlardı. hatta prof. boris marshak’a göre
“henüz milattan sonra ilk yüzyıllarda çin’de soğd kolonileri mevcuttu, soğd
tüccarlar da çin’e ve hindistan’a giden orta asya ticaret yollarına
hakimdiler.” 9 tüm bu özellikler soğdları orta asya tarihinde önemli bir
mevkiye getiriyordu. soğdlar m.s. 5.yy itibariyle türkler üzerine büyük etki
etmeye başlamışlardı. bu sebeple yazının devamında soğdların göktürk ve uygur
kağanlıkları üzerine yaptığı tesiri örneklerle açıklayacağım.
göktürkler ve soğdlar
genel olarak göktürk tarihinden bahsetmek gerekirse 542
yılında bumın önderliğinde bağlı oldukları juan-juanları yenilgiye uğratan
göktürkler bağımsızlıklarına 552 yılında tam manasıyla ulaşmış, 553 yılında
tahta oğlu mukan kağan’ın geçmesiyle doğuda ve batıda büyük çapta fetih
hareketleri başlamış, başı boş bozkır kavimleri devlete bağlanmıştır. ayrıca
sasani ,çin ve bizans gibi medeniyetler ile ilişki içerisine girilmiş olması
göktürk devleti’ni (kağanlığını) adeta bir imparatorluk haline getirmişti.
devlet doğu ve batı olmak üzere iki yönlü
yönetiliyordu. doğuda kağan olan mukan , batıda ise bumın kağan’ın
kardeşi istemi yabgu devlete en parlak zamanlarını yaşatıyordu. fakat bu iki
değerli şahsın ölümüyle beraber yetersiz yöneticilerin idaresinde olan
imparatorluk önce ikiye ayrılmış (582) sonrasında ise yıkılıp çin hakimiyetine
girmişlerdi (630) . türkler 681 yılına kadar çin hakimiyetinde kalmışlardı. bu
devre fetret devri denir. bu devirde çeşitli bağımsızlık girişimlerinde
bulunulmuş birçoğu bastırılmıştır. fakat türklerin hiçbir zaman bağımsızlık
ateşi sönmemiş her fırsatta bağımsız olmaya çalışmışlardır. bu 682 yılında
kutluk kağan önderliğinde gerçekleşmiştir. kutluk kağan veziri tonyukuk
yardımıyla türk ilini tekrardan düzenleyip 2.göktürk devleti’ni kurmuşlardır.
kutluk kağan’ın ardından tahta kapgan kağan geçmiştir. biraz sert bir hükümdar
olan kapgan kağan’ın yönetiminde birçok isyan çıkmış kapgan kağan ormanda
bayırkuların pususuna uğrayıp öldürülmüştür. sonrasında bir saray darbesi ile
başa geçen bilge kağan , kültegin ve tonyukuk’un da yardımlarıyla devletin
durumunu düzeltmişlerdir. bu devirde bizim için çok mühim bir kaynak olan orhun
kitabeleri dikilmiştir. 2.göktürk devleti , bilge kağan’ın ölümünden sonra taht
kavgaları ve boy isyanları sonucu 742 yılında yıkılmıştır.
konumuza dönecek olursak soğdlar göktürk tarihinde büyük
öneme sahiptir. soğd bölgesi 558 yılında göktürk hakimiyetine girmiş ve bu
dönemde orta asya’nın ekonomik, siyasal, kültürel merkezi olmuştur.10göktürkler
birçok bozkır imparatorluğu gibi ticaret yollarını güvende tutmaya
çalışmışlardır. bu en çok soğd tüccarların işine yaramış, ipek yolu ticaretini
kontrol altına almışlardır. tabi bu amaçları doğrultusunda önlerine geçen
engelleri kaldırmak maksadıyla ellerinden geleni yapıyorlardı. burada
barthold’un sözleri dikkate değerdir: ” orta asyalı yerleşik iranlılar ve
sogdiyanlar, türk imparatorluğu’nun azamet ve gücünü kendi amaçları
doğrultusunda kullanıyorlardı. ipek ticaretini tekellerine alan soğdiyanların
ticari çıkarları türklerin iranlılarla olan ilişkilerinin kopmasının ve türk
imparatorluğu ile bizans arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının
sebebiydi.”11 buradan şunu anlamalıyız. türkler ticarete önem veriyordu. hatta
ilk madeni türk parası göktürkler devrinde görülmüştür. bu paraların belli bir
kısmı türk usulü damgalar görünmekteyken kalan kısmının ise soğdca yazılı
bulunması soğdların ne denli önemli olduğunu vurgulamaktadır.12işin ilginç
tarafı yazının başında da belirttiğim gibi bizans ile diplomatik ilişkileri
sağlayan elçilik heyetinin başında bir soğd olan maniakh’ın bulunuyordu. hazır
diplomasiden söz açmışken çinlilerin 545 yılında göktürk ülkesine gönderdiği
ilk elçi bir soğd olan an-nuo-p’an-t’o olması dikkate değerdir.13 ayrıca peter
golden’a göre göktürk idaresi, kendi hakimiyetlerindeki irani vaha şehirlerinin
usta ve okumuş insanlarıyla istihdam edilmişti.14soğdlar türklere o kadar nüfuz
etmişti ki meşhur orhun yazıtlarından bile eski olan 582 tarihli bugut
yazıtı’nın üç yüzü soğdca bir yüzü sanskritçedir.15 bugut yazıtı mukan kağan’ın
kardeşi mahan tigin’in ölümü dolayısıyla dikilmiş 572-580 yılları arasında olan
olayları anlatan bir bengü taştır.16 bu yazıtın hiçbir yüzünde göktürklerin ve
hatta tüm türklerin öz yazısı olarak bilinen orhun yazısının yer almaması
ilginç bir detaydır. buradan da soğdların göktürklere ne denli tesir ettiği
anlaşılmaktadır. verilen örneklere dayanarak soğdların göktürk tarihinde büyük
yer tuttuğunu göstermiş bulunmaktayım.
uygurlar ve soğdlar
aslen dokuz oğuz boylarına dayanan uygurlar hun ve
göktürk hakimiyetlerinde yaşamışlardı. 742’de basmıllar ile beraber göktürk
kağanlığı’nı yıkmış, 744’te ise basmılları da yenerek devletlerini
kurmuşlardır. kurucuları kutluk bilge kül kağan’dır. metbu oldukları göktürk ve
hunların devleti yönettikleri yer olan orhun bölgesinde ordu- balıg adlı bir
başkent inşa etmişlerdi.17 ardından halefleri bilge kül ve bayan çor çeşitli
türk boyları ile savaşlar yapmışlardır. 755 yılında çin’de ünlü an lu-shan
isyanı çıktı. 757 yılında isyancının öldürülmesine rağmen karışıklık son
bulmadı. bunun üzerine çin (tang) uygurlardan yardım istedi. uygurlar çin’e
yardım etti. 762 yılında bayan çor’un halefi böğü kağan bir soğd dini olan
maniheistliğe geçti. bundan sonra soğdlar devlet üzerinde çok baskın hale
gelmiş ve devlet içerisinde huzursuzluklar baş göstermişti . üstüne baş
gösteren kıtlık devleti içinden çıkılmaz bir duruma sokmuştu. bu çerçevede 840
yılında uygur kağanlığı yıkıldı.
soğdlar ticari bakımdan göktürkler devrinde yaptıklarını
uygur idaresinde de devam ettirmişlerdir. bu devirde türkler üzerinde olan
etkileri artmış çünkü islam orduları tarafından soğdiyana’nın fethedilmesi
sonucu türk, çin topraklarına göç etmişlerdir.18 ve muhtemeldir ki uygurların
yerleşik hayata geçmesinde, şehirler kurmasında etkili olmuşlardır. çünkü
uygurlar başkentin bile inşasını çinliler ve soğdlara yaptırmışlardır. uygur
kağanı ordusuyla an lu-shan isyanı dolayısıyla zayıf düşen tang hanedanına
yardım etmek üzere 757 yılında çin’e gider. 763’te moğolistan’ın yolunu tutana
dek 6 yıl civarı çin’de kalır. lo-yang şehrinde maniheist misyonerler ile -soğd
olmaları muhtemeldir- tanışmış ve mani dinine geçip o misyonerleri moğolistan’a
götürmüştür.19 buradan da anlaşılacağı üzere soğdlar uygurları içten ele
geçiriyorlardı. uygurlar gök tanrı inancına sahipken orhun yazısını
kullanmışlardır. fakat mani dinine geçmeleriyle beraber soğd yazısından
türettikleri uygur yazısını kullanmaya başlamışlardır.20 şüphesiz ki bu durum
uygurların mani dinine ait kitapları okuma isteği ile de ilgili olmalıdır. türk
kültürüne ait önemli birçok eser bu konuyla ilgilidir. örneğin ırk bitig adlı
fal kitabı mani dini ile ilgili olup soğdca’dan türeme uygur yazısıyla
yazılmıştır. uygurların mani dinine geçmesi devlet idaresinde de büyük etki
yapmıştır. öyle ki rene grousset’ten aktarmak gerekirse: “o döneme ait bir çin
metninde “uygurların hükümet meselelerinde daima mani rahiplerine danıştıkları”
belirtilmektedir.21 devlet içindeki bu değişim uygurları o dönemki diğer türk
boylarına nazaran medenileştirmiştir. fakat bir yandan da benliklerini
kaybetmeye başlamışlar ve zayıf düşmüşlerdi. mani dininin öğretileri uyarınca
savaşa eskisi kadar önem vermemişlerdir. bu sebeple göçebe bir türk boyu olan
kırgızlar tarafından 840 yılı gibi erken bir tarihte yıkılmışlardı.22 görüldüğü
üzere uygur devleti’nin tarihinde soğdlar büyük önem taşımaktadır.
sonuç
yazıdan anlaşılacağı üzere soğdlar orta asya tarihinde
büyük önem taşıyan türkleri derinden etkileyen bir topluluktur. orta asya
tarihinde daha somut sonuçlar elde etmek isteyen birinin soğdlar önem vermesi
gerekmektedir. asya merkezli türk tarihinde halen bir çok konu gizemini
korumaktadır. soğdlar belki bu konuları aydınlatmak için bize bir ipucu
olabilir. bundan dolayı soğdlar üzerine araştırmalar yapmalı, tezler
hazırlamalı; makaleler, kitaplar yazmalıyız.
mehmet kaya
01/06/2017 – istanbul
kaynaklar:
1) barthold, wilhelm, orta asya türk tarihi hakkında
dersler, divan kitap, 2.baskı, istanbul 2015.
2) taşağıl, ahmet, “soğd”, tdv islam ansiklopedisi, c.37,
s.348-349.
3) turan, osman, türk cihan hakimiyeti mefkuresi tarihi,
25.baskı, ötüken neşriyat, istanbul 2016.
4) marshak, boris “türkler ve soğdlular”, türkler
ansiklopedisi, c.2, s.299-09.
5) compareti, matteo “soğdiyana tarihine giriş”, türkler
ansiklopedisi, c.2, s.269-80.
6) donuk, abdülkadir, eski türk devletlerinde idari
askeri ünvan ve terimler, türk dünyası araştırmaları vakfı, 1.baskı, istanbul
1988.
7) golden, peter, türk halkları tarihine giriş,çev. osman
karatay. istanbul : ötüken neşriyat, 2014. 5.baskı.
8) taşağıl, ahmet, göktürkler, türk tarih kurumu, ankara
2014
9) barthold, wilhelm, orta asya tarih uygarlık, çev.
ahsen batur. istanbul : selenge yayınevi, 2014. 2.baskı.
10) kafesoğlu, ibrahim, türk milli kültürü, ötüken
neşriyat, 38.baskı, istanbul 2015
11) grousset, rene, bozkır imparatorluğu, çev. reşat
uzmen. istanbul: ötüken neşriyat, 2014. 7.baskı.
12) alyılmaz, cengiz, “bugut yazıtı ve anıt mezar
külliyesi üzerine”, selçuk üniversitesi türkiyat araştırmaları dergisi, 2003,
s.11-21.
dipnotlar
1[1] v.v.barthold, orta asya türk tarihi hakkında
dersler, divan kitap, istanbul 2015, s.12-13
2[1] ahmet taşağıl,”soğd”, tdvia, c.37, ankara 2009,
s.348.
3[1] osman turan, türk cihan hakimiyeti mefkuresi tarihi,
ötüken neşriyat, istanbul 2016, s.86,87.
4boris ı. marshak, “türkler ve soğdlular”, türkler, yeni
türkiye yayınları, istanbul, 2002,c.2,s.299.
5[1] matteo comparetti,”soğdiyana tarihine giriş”,
türkler, istanbul, 2002, c.2, s.269.
6[1] ahmet taşağıl, agm, s.349
7[1] abdülkadir donuk, eski türk devletlerinde idari
askeri ünvan ve terimler, türk dünyası araştırmaları vakfı, istanbul 1988, s.5
8[1] peter golden, türk halkları tarihine giriş, ötüken
neşriyat, istanbul 2014, s.141 ;
ahmet taşağıl, göktürkler, türk tarih kurumu, ankara
2014, s.40
9[1] boris ı. marshak, agm, s.299.
1010 ahmet taşağıl, agm, s.349
11[1] v.v.barthold, orta asya tarih uygarlık, selenge
yayınevi, istanbul 2014, s.24
12[1] ibrahim kafesoğlu, türk milli kültürü, ötüken
neşriyat, istanbul 2015, s.315
13[1] ahmet taşağıl, age, s.20
14[1] peter golden, age, s.147
15[1] cengiz alyılmaz, “bugut yazıtı ve anıt mezar
külliyesi üzerine”, selçuk üniversitesi türkiyat araştırmaları dergisi, 2003,
s.2
16[1] cengiz alyılmaz, agm, s.3
17[1] peter golden, age, s.170
18[1] ahmet taşağıl, agm, s.349
19[1] rene grousset, bozkır imparatorluğu, istanbul 2014,
s.150
20[1] osman turan, age, s.67
21[1]rene grousset, age, s.151
22[1]rene grousset, age, s.153-154
http://www.eglencelitarih.com/?syf=26&syz=576156
ipek yolu üzerinde yaşamış iranî bir halk.
orta asya ve anadolu arasındaki bağlantının tam ortasında
yaşadıkları ve genellikle ticaretle uğraşan bir halk oldukları için dilimizde
birçok kelimenin kökeni bu halkın dilinden yani soğdca'dan geçmiştir. örneğin;
acun, borç, bey, çin(11. yy.la kadar tavğaç veya tabğaç olarak kullanılmıştır.)
gibi kelimeleri verebiliriz.
iranî bir halk olmalarına rağmen, türkçe konuşmuşlardır.
mö 6. yüzyılda yazılı olarak belirlenen soğdiana adı iran
halklarından soğdlar'ın yerleşik oldukları bölgeyi niteler. behistun
yazıtlarında, ı. darius mö 552 - 485 yılları arasında iran'ı yönetmiş olan
imparator zamanında soğd'lar ahura mazda anlamına gelen eski iran dinine
inanırlardı.
dillerine sauzina derler. moğol istilası sırasında
yüzbinlerce soğd'un orta asya'dan batıya ve güneye doğru sürüklendikleri ve
küçük bir nüfuslarının tarihi topraklarında kaldıkları bilinmektedir.
tacikistan dağlarında dili olduğu gibi koruyan tahmini 30 kişidir.
iran ve anadolu yaylalarına göçen soğdlar, farsça ve
türkçe konuşan topluluklar tarafından yutulmuş ve özümsenmişlerdir. yine de
anadolu'nun doğusunda bir miktar soğd'un kendi dilleriyle varlıklarını
sürdürebildikleri tespit edilmiştir. divân-ı lügati't-türk'te soğd:
"balasagun ile buhara ve semerkand arasında türkleşmiş bulunan bir
ulus." diye geçer
irani bir halk olmalarına rağmen türkçe
konuşmuşlardır,dinleri budizm'dir eynuların ve taciklerin atası oldukları
düşünülür.
sadece özbekler değil anadolu türklerinin arasında da
asimile olmuşlardır
göktürkler ve hunlar soğdlar'a "tat" derdi ne
enteresan ki benim köyde de "tat" lakaplı bir sülale vardır.
persi olmayan irani topluluktur.
göktürklerin ikinci hakanı mukan kağan dönemini anlatır.
soğdca yazılmış olan bu metin, aslında soğdların, türkler üzerinde nasıl bir
etki yaptıklarının en açık delilidir. özellikle, bozkır egemenliğinin göktürk
hanedanlığına geçtiği dönemlerde, bu etki en üst düzeye varmıştı. o dönemlerde,
kağanlar yanlarında soğdlu danışmanlar bulundururdu. hatta, istemi yabgu'nun
önce akhunlara(eflatitler) sonra sasanilere(iran) yaptığı seferler üzerinde
soğdlu danışmanlarının etkisi büyüktür.
kısacası, türkler soğdlarla yakın etkileşimde
bulunmasıydı, belki de bugün türkçe konuşan topluluklara verilen türk isminin
nedeni olan bu türk klanı , bu kadar baskın bir rolü türkçe konuşan topluluklar
üzerinde sağlayamacaktı. yani şöyleki, bugün belki de türkçe konuşan tüm
topluluklar türk olarak değil de, atıyorum kırgız,tatar,uygur,kıpçak,ediz,oğuz,basmil
vb. olarak adlandırılabilirdi.
ıslam fetihleri öncesi budist,manihesit,zerdüşt,nasturi
hristiyan dinleri aralarında yaygındır komşuları güneyde yaşayan kendileri gibi
irani kavim olan baktrianlar idi
moğol istilası sonrası birçok türk boyu ile karışarak
ortadan kaybolmuşlardır.
Yorumlar
Yorum Gönder