Orta Asyalı – Türk Sentezi
Orta Asyalı – Türk Sentezi
orta asya türk tarihiUygulamada, Türklerin Orta Asyalı
yöneticilerle nasıl ilişkileri olduğunu anlamak için Eski Türk devletlerinde
otoriter yapının esaslarını göz önünde bulundurmak gerekir. Kağanlığın içindeki
sosyal ve ekonomik sistem hem Türklerin kendileri hem de Çin’li vakayiname
yazarları ve Arap bırakılan yazılı kaynaklar temel alınarak araştırmacılar11
tarafından yeniden yapılandırıldı.
Eski Türk anlayışına göre devletin merkezindeki devleti
şekillendiren kişi “kağan”dı veya tam anlamıyla kağanların yönetici
hanedanıydı. Üç güç tarafından oluşturulmuştu; Gökyüzünün istek ve iktidarı
(Tengri); Yeryüzü ve suların istek ve iktidarı (Er-Sut); Türklerin
faaliyetleri.12
Kağanların eşlerinin “hatun” unvanı vardı. O. I. Smirnova
daha sonra, bu unvanın Sogdian dilinden geldiğini ve hamilinin etnik
mensupluğuna bakmaksızın genelde yöneticinin karısı anlamına gelebileceğine
işaret etmiştir.
Prensliğe göre tanımlanan tahta geçme sırası, Türk devlet
yapısına özgü kademeli sistemdi. Buna göre, taht babadan oğula geçmez, ama
büyük erkek kardeşten genç olanına, genç amcadan en büyük erkek yeğene geçerdi.
Soydan gelen prensler sıranın kendilerine gelmesini beklerken kendi
prensliklerini alırlardı. Gücün dağılması prensibi Orta Asya’daki göçmen
devletlerin yönetiminde geleneksel bir yoldu. Bunun iki etkisi vardır:
Göçebe hayvan yetiştirme şartlarında yönetim ve savunmada
denge ve yönetim evinde az veya çok istikrarın garantisi. Türk Kağanlığı’nın
varolduğu yıllar boyunca gücün dağılmasının değişik şekilleri vardı. Bunların
arasında Kağanın unvanının bölgesel yöneticilere verilmesini içeren,
prensliklere yetki verme de vardır. 581’de iç anlaşmazlıklar sırasında Şabolo
Kağan unvanlı Erfu Netu (Şetu) üç kağan atadı. Türk Devleti’nin yönetim
parçalarına ayrılması daha küçük Kağanların varolduğu izlenimi veriyordu. Ama
sadece büyük bir kağanın varolduğu devamlı akıllardaydı.
Kağanın temel ayrıcalığı ve fonksiyonu, kayıtlara göre,
Tanrı ile insanlar arasında bir vasıta olmasıydı.
İnsanlar, toprakla ilişkilendirilen devletin
temelleriydi. Bağımsız ve geleneksel Orta Asya devlet sistemi standartlarını
geliştiren Türk devleti, halkın belirli sosyal yapısı ve Eski Türkler
tarafından organize ve kontrol edilen ekonomik hareketler tarafından
yönlendiriliyordu. Bu aktivitenin temelleri göçebe hayvan yetiştiriciliği ve
küçük bir alanda yapılan tarımdı. Çin kaynakları, Türklerin “devamlı bir
yerleşim yerleri olmamasına rağmen, her birinin bir toprak parçasına bağlı
olduğunun” altını çizerler.
Yöneticinin yardımcıları, öncelikle yönetimdeki Kağanın
ailesinin ve onun tarafından oluşturulmuş yönetim yapısının üyeleriydiler ki
Kağana yönetimde yardım ediyorlardı. Eski Türk kayıtlarına göre bunlar dört
gruba ayrılırlardı: Kağanla ittifak eden boylar; akrabalar; Kağan’ın sağındaki
yöneticiler, memurlar; Kağanın solundaki yöneticiler, memurlar. Oğullar, erkek
yeğenler, erkek kardeşler gibi Kağanın akrabaları, Tigin (Tele) unvanını
alırlardı.
Çin kaynaklarındaki bilgilere göre eski Türk devletinin düzenli personeli 28 birimi içermekteydi.
Çin kaynaklarındaki bilgilere göre eski Türk devletinin düzenli personeli 28 birimi içermekteydi.
Ancak, bunların sadece 5 kıdemli memur konumundaydı; yehu
(yabgu), shi (şadlar), tele (tiginler), silifa (elteberler) ve tufunfa (tutuklar).
Diğer 23’ü daha küçük memurlar kabul edilmekteydi. Bütün mevkilerin miras
yoluyla intikali mümkündü. Tutukların bulunduğu yer, alt boylardaki insanları
yönetmek olarak kabul ediliyordu ve Çin kaynakları onların amaçlarının “alt
boylardakilere nezaret etmek” ve “vergileri toplamak” olduğuna işaret ederler.
Yazılı kaynaklarda Türk ordusunun yapısı hakkında çok az
bilgi mevcuttur. Türk ordusunun sağ ve sol kanatlar şeklinde ikiye ayrıldığı
anlaşılmaktadır.
Tan’ın zamanındaki Çin kaynaklarının bahsettiğine göre,
Türk ordusunun bölünüşü onun katları şeklindeydi ki bu Yu. S. Hudyakov’in
düşüncesine göre insanları ve orduları ayıran “Asya” onluk sisteminin varlığını
gösterir. Muhafızlar (Aşin ailesinden silahlı muhafızlar) bunların arasında
özel bir yer tutar.
10, 20 ve 40 binlik büyük ayrı birimler Şadlar veya
Yabgular tarafından kumanda edilirlerdi. En parlak zamanlarında, İlk ve İkinci
Kağanlıkta Türkler 100 bin asker sayısına kadar ulaşabilirlerdi. Orduda askerlik
yapmak bir görevdi ve şimdi nasıl olduğu bilinmemesine rağmen, düzenliydi.
Türk olmayan bazı topluluklar ve bazı Türk boyları, Türk
devletine kuvvet kullanılarak dahil edildiler. Fethedilmiş yerlerdeki
düşmanlar, yani yabancılar farklı bir yolla kontrol edilirlerdi. Bunlar kendi
sosyal yapılarını koruyabilirlerdi ve yöneticileri tutuk onlardan sorumluydu.
Ye. İ. Kiçanov’un düşüncesine göre, Türk devleti içinde Türk olmayan insanların
birleşmesinde ana yapı, alt kollara ayrılmaydı. Böylece ne konfederasyonlar ne
de federasyonlar oluştu. Bu, içinde insanların yönetime (askeri yönetim) göre
düzenlendiği ve aile-boy yapısını kullanabilen bir devletti. Ama, yabancı
insanlar alt kollara ayrılmıştı ve eğer merkezdeki yönetim yapısı bunlara kadar
yayılmamışsa sosyal yapılarını korurlar ve bir yönetici vali tarafından kontrol
altında bulunurlardı.
Yorumlar
Yorum Gönder