SOĞD MERKEZÎ YÖNETİMİ VE ONUN KÖKTÜRK KAĞANLIĞI’NA BAĞLILIK ŞARTLARI


SOĞD MERKEZÎ YÖNETİMİ VE ONUN KÖKTÜRK KAĞANLIĞI’NA
BAĞLILIK ŞARTLARI
Central Administration of Sogd and Its Dependent Condition with Köktürk Kingdom
Согдийское центральное правительство и условия приверженности к каганату
Коктюрков
Bоbur GAYIBOV*
Gazi Türkiyat, Güz 2013/13: 81-90
Özet: Erken Orta Çağlarda merkez Semerkant olarak Panç (Pencikent), Meymurg, Kabudan,
Kuşaniye (Kettekurgan), Keş (Şehrisebz), Nahşep (Karşı) vb. gibi ona yakın ve komşu şehir ve
vilayet çapındaki birçok küçük vaha devletçiklerini barındıran Soğd, siyasi yapısına göre bir
konfederasyon sistemine sahip bulunmuş ve işbu devletçikleri siyasi yönden daha çok kültürel
yönden birleştirmiştir. Bu dönemde Soğd konfederasyonu Köktürk Kağanlığı’nın siyasi kontrolü
altında bulunarak, yarı bağımsız bir yönetime sahip olmuştur.
Anahtar kelimeler: Soğd, Semerkant, Köktürk Kağanlığı, yönetim, vassal, yerli hanedanlar,
konfederasyon, naipler, Eski Türkçe unvanlar
Abstract: Early in the middle Ades Samarkand being the centre according to politikal structure
Sogd had confederation sustem including Panch (Panjikent,) Maymurg, Kabudan, Kushoniya
(Kattakurgon), Kesh (Shakhrisabz,) Nakhshab (Qarshi) and about ten neighboring towns and several
small countries, those small countries were united more culturally than politically. At that period
Sogd confederation being under coutrol of Turkish kingdom was not fully independent in
administration.
Key words: Sogd, Samarkant, Turkic Qaghanate, governing, vassal,local dynasties, konfederation,
deputy, Old Turkic titles
Аннотация: Согдиа на центро которого л Се ерканд в ранне средневековье содержал в
се е соседние и ли корасположен е еста как енджике нт ( янджикент), ей ург,
Ка удан, Ку ания (Каттакурган), Ке ( а риса ), а а (Кар и ), а также ножество
други автоно н княжеств. Согдиа на по полити еской структуре и ела
конфедерационную систе у правления, и о ъединила в еука анн е аленькие
государства не с полити еской, а скорее всего с культурной сторон . В те ение этого
периода согдийская конфедерация ла под полити ески контроле каганата Коктюрк и
и ела полуне ависи ое управление.
Ключевые слова: Согдиана, Се еркант, каганат Коктюрк, управление, вассальн е
государства, естн е княжества, конфедерация, регент, древнетюркские титул
İslam öncesi Orta Asya tarihinde Soğd konfederasyonu küçük prenslikler
birliğinin ayrı bir yeri vardır. Merkez Semerkant olarak, ona yakın ve komşu şehir ve
vilayetler Panç (Pencikent), Meymurg, Kabudan, Kuşaniye (Kettekurgan), Keş
(Şehrisebz), Nahşep (Karşı) vb. gibi birçok küçük vaha devletçiklerini barındıran

* Dr., Semerkant Devlet Üniversitesi Tarih Fakültesi Öğretim Görevlisi, boburgoyibov@mail.ru
82 | B o b u r G a y ı b o v / G a z i T ü r k i y a t , G ü z 2 0 1 3 / 1 3 : 8 1 - 9 0
Soğd, bu dönemde siyasi yapısına göre bir konfederasyon sistemine sahip
bulunmakta ve işbu devletçikleri siyasi yönden, daha çok da kültürel yönden
birleştirmekte idi.
Dönemin çeşitli dillerine ait yazılı kaynaklara göre bu dönemde Soğd, Köktürk
Kağanlığı’nın siyasi kontrolü altında bulunarak, yarı bağımsız bir yönetime sahip
olmuştur (Gafurov 1972: 315). Yaklaşık yüz elli seneden fazla bir süre esnasında
Kağanlığın vasalı olarak bilinen Soğd’un merkezî veya baş hükümdarlığı mahiyetini
taşıma imkanını daha çok Semerkant prensliği üstlenmiş olsa da bir süre Soğd’un
merkezî yönetimini Semerkant değil, Güney Soğd’da bulunan Keş hükümdarlığı
yürütmüştür. 640-642 yıllarında Keş tahtına Şişpir çıkar. Bu dönemde Soğd’un
başkenti Keş olarak kalmış, 656-660 yıllarında Keş ve Semerkant arasında
merkezdeki makam için ciddi bir sürtüşme baş göstermiştir (Atahocayev 2002: 39).
Soğd konfederasyonu içerisindeki tüm hükümdarlıklar Keş’e vergi ödemeye devam
etmişlerdir. Bununla beraber, ilk önce Keş, sonra ise Semerkant merkez olmasına
rağmen, küçük hükümdarlıkların hemen hemen tümü kendi sikkelerini
darbettirmeyi sürdürmüşlerdir.
655/56 yılında Soğd tahtına çıkan Avarhuman döneminde gene Semerkant,
merkezî yönetimi ele almıştır (Smirnova 1950: 28). Şişpir ve Avarhuman’ın yönetim
yılları arasında hiçbir kesinti olmasa da, araştırmacılarca her iki hükümdar arasında
Vazurg adlı bir yönetici bulunduğu düşünülmüştür. Arkeolojik kazılar sonucunda
Vazurg adına darbolunan yaklaşık elli adet sikke bulunmuştur. Ancak, işbu
hükümdar adının okunuşu hâlâ bir mesele olarak kalmaktadır (İshakov 2008: 179).
Pencikent kazılarında bulunan sikkeleri bir katalog olarak yayınlayan O. İ. Smirnova
tarafından onun adının Tonga biçiminde de okunabileceği varsayımı ortaya atılmıştır
(Smirnova 1981: 40). Yazılı kaynaklarda direkt olarak Soğd’u veya Semerkant’ı
yöneten herhangi bir şahsın adı bu şekilde görülmemektedir. Büyük ihtimalle, taht
kavgalarının zirveye ulaştığı bu tarihlerde Tonga adını taşıyan birisi yönetim
iddiasında bulunarak kendi adına sikke bastırmış olabilir.
Soğd konfederasyonu oluştuktan sonra merkez ve ayrı prenslikler arasındaki
münasebetlerin tam olarak nasıl geçtiği meselesi hâlâ tümüyle açıklığa kavuşmuş
değildir. Ancak, genel olarak konfederasyon merkezine tüm küçük hükümdarlık
yöneticilerinin boyun eğmiş olmaları pek muhtemeldir. Örneğin, merkez
makamındaki Semerkant hükümdarlığındaki sarayda cetler (atalar) ruhuna adaklar
adanan tapınak binası mevcut olup, adak merasimlerine katılmak için Soğd’daki tüm
prenslik yöneticilerinin yılda bir kere buraya geldikleri ve böylece merkeze
bağlılıklarını ifade ettiklerine dair bilgiler bulunmaktadır (Gafurov 1972: 315).
Soğd’daki merkezî yönetim veya padişahlık hakimiyetine dair yazılı kaynaklarda
bulunan az sayıda bilgilerden yola çıkarak, yönetim sisteminin en üst basamağında
İhşid (padişah) bulunduğu söylenebilir. Özellikle, bu Arapça kaynaklardan tespit
edilebilmektedir. İslam öncesi Çin kaynaklarında Orta Asya vaha devletçiklerini
yöneten hanedan adı Chao-wu biçiminde geçmektedir (Smirnova 1970: 25). Onlara
göre, merkezî yönetim mahiyetindeki Semerkant hanedanının menşei ise işbu
hanedanın Kang sülalesine mensuptur (Smirnova 1970: 26).
Soğd’daki merkezî padişahlık hakimiyeti ve yerli prenslerin taşıdıkları unvanlara
dair bilgilerin en güveniliri Çin ve Arap kaynaklarından çok Soğd dilli Muğ dağı
belgelerinde (8. yüzyılın ilk çeyreği) ve Afrasiyab (Semerkant) duvar resimlerindeki
yazıların barındırdığı kayıtlarda kendi ifadesini bulmuştur (Babayarov - Kubatin
2007: 216-221).
Onların barındırdığı bilgilere göre, Soğd’da yüksek derecedeki unvan sıfatıyla
MLK’ “padişah (hükümdar)” Arami ideogramında1 verilmiştir. MR’Y “hükümdar”
ve ondan sonraki Soğdça γwβ(w) “hakim, hükümdar, majeste” unvanları da daha
çok merkezî hakimiyet tepesinde bulunan yüksek derecedeki unvanlardır.
MLK’ unvanı Soğd baş yöneticisi, padişahın unvanıyla ilgili olarak (sγwδyk MLK
“Soğd padişahı”) mirasî bir özelliğe sahipti. İşbu unvan hanedan yönetimde
bulunduğu müddetçe kendi özelliğini korumuştur. Muğ dağı Soğdça belgelerine
göre ise, MR’Y “hükümdar” unvanı Semerkant (sm’rknδč MR’Y “Semerkant
hükümdarı”) ve Pencikent yöneticilerinin (рncy MR’Y “Panç hükümdarı”) unvanı
olmuştur (CD 49).
Orta Asya vaha devletçiklerine ait bilgiler, esas olarak Bei-shi, Sui-shu ve Tangshu
gibi Çin hanedan yıllıklarında görülür (Biçurin 1950: 271-281; Hocaev 2004: 52).
Onlara göre, mezkûr hanedanlar temsilcileri menşece Yüe-çilere dayalı Chao-wu
hanedanına mensuptular. Yıllıklardan belli olduğu gibi işbu hükümran hanedanların
bazıları pek çok nesle sahip bulunuyorlardı. Mesela, Buhara prensliği 22 nesilden
oluşuyordu. Eğer her nesil arasında ortalama 20 yıl hükümranlık senesi olduğu
varsayılırsa, bir hanedanın genel olarak 400 sene yönetimde bulunduğu ortaya
çıkacaktır. Böylece, merkezî hanedanı Semerkant’ta bulunan Yüe-çi asıllı Chao-wu
soyunun Kang adını taşıyan bir dalına bağlı yöneticilerin hükümranlık başlangıcı
miladın başlarına kadar gider (Biçurin 1950: 282). Bundan da görüleceği gibi
Semerkant’ın Kang hanedanının başlangıcı Buhara hanedanından daha eski olup,
Kuşan saltanatı dönemine, miladın başlarına kadar ulaşır.
En-Nesefi’nin el-Kand fi tarih-i Semerkant adlı eserinde kayıt edildiğine göre, Arap
istilasına kadar Semerkant tahtında 13 kişi ard arda hüküm sürmüştür (Nasafi 1906:
110). İşbu bilgi nümismatik bilgilerle de tespit edilecek gibidir (Smirnova 1970: 548).
Soğd’un merkez hâkimiyeti siyasi taraftan Köktürk Kağanlığı’na boyun eğmesine
rağmen iktisadi yönden ve diğer birçok işlerde yarı bağımsız bir yönetime sahiptir.
Çünkü, Soğd, Kağanlık hazinesine büyük gelir sağlayan bölgeydi ve Kağanlık
tarafından burada zorla değişik bir yönetim sistemi uygulanırsa Kağanlığın yararına
olan gelirin önünün kesileceği de bir gerçekti.
Yüzyıllar boyunca oluşan Soğd memurî yönetim sistemi Köktürk Kağanlığı
tarafından başlangıçta o kadar fazla değişime uğramamıştır. Bununla beraber,
vasalların Kağanlık yönetimine yakınlaştırılmasına çaba gösterilerek; Soğd ve Orta
Asya’daki Kağanlık eli altındaki diğer birçok vaha devletçiklerinin yönetim sistemi
git gide geliştirilmeye çalışılmıştır (Atahocaev 2010: 88). Bu durumu göz önünde
bulundurarak Soğd’daki merkezî padişahlık hâkimiyetinin nispeten bağımsız
olduğunu ve o bu ayrıcalıktan önemli bir derecede faydalanabildiğini gözden
kaçırmamak lazım. Soğd Köktürk Kağanlığı vasalları olan diğer prensliklere nispeten
işte bu ayrıcalığı sebebiyle kendi iç bağımsızlığını koruyabilmiştir. Nitekim, Köktürk
Kağanlığı için de burada yeni bir yönetim usulünü uygulamak faydalı bir iş değildi.
Gene de Kağanlığın diğer vasallarında olduğu gibi yıllar geçtikçe vaha
devletçiklerin pek çoğunda, özellikle, Soğd’u da içeren Amuderya–Sırderya arası ve
buraya bitişik bölgeler (Transoksiana / Maveraünnehir)’de değişik bir yönetim usulü
kullandığına dair görüşler vardır. Örneğin G. Babayarov “Köktürk Kağanlığı’nın
Maveraünnehir’deki yönetim sistemi hakkında” adlı makalesinde pek çok yerli ve
yabancı tarihçilerin “Köktürk Kağanlığı tarafından 6. yüzyılın 60’lı yıllarında
Eftalitler hâkimiyetine son verilince, Kağanlık Orta Asya’daki yerli sülalelerin iç
işlerine karışmadan yerli hanedan ve hükümdarlar aracılığıyla onları yönetmiştir ve
onlardan haraç almakla yetinmiştir” şeklindeki görüşlerini eleştirir (Babayarov 2004:
71). Buna cevap olarak adı geçen araştırmacı ilkin, Köktürk Kağanlığı kendisi için her
an tehlike oluşturabilecek Sasaniler İran’ı ile Amuderya ve sonradan Horasan
toprakları üzerinden komşu oluğunu, ikinci olarak da işbu ülkenin iktisadî yönden
Kağanlığın diğer vasal topraklarına nispeten zengin olduğunu ve böylece buralara
yabancı bir gücün her zaman dış tehlike oluşturabileceği faktörlerinin ortada
olduğunu var sayar. Üçüncü olarak, mağlup Eftalitlerin kendi devletlerini yeniden
kurmaya kalkacağı gibi bir tehlikenin de mevcut bulunduğunu gerekçe gösteren G.
Babayarov, yukarıda saydığı gerekçeleri göz önünde bulundurarak Köktürklerin
buralarda büyük bir miktarda asker bulundurması; vilayet ve şehirlerde kendisi için
güvenilir, harp işini iyi bilen memurları iş başına getirmesi gereklidir diye
yazmaktadır (Babayarov 2000: 71-72). Yani, vasallar yönetiminde Kağanlık
tarafından birçok değişiklikler yapılması ve uygulamalar yola koyulması pek
tabiidir. Yukarıda değinildiği gibi işbu yeni uygulamalar mevcut yönetimi
geliştirmek ve Kağanlık yönetimine yaklaştırmak amacını gütmüştür.
Böylece, Köktürk Kağanlığının Orta Asya vaha devletçiklerini kendi topraklarına
katarak, kendi temsilcilerini lüzum görülen yerlere göndermek suretiyle vasalları
kontrol altında tuttuğuna dair görüşler kendi ispatını bulur.
Eğer yazılı kaynaklar ve nümizmatik malzemelere bakılırsa, Köktürk
Kağanlığının Soğd’u yönetirken birçok uygulamalar yaptığı, bu uygulamaların
zamanla geliştirildiği ve birbirinden farklı olduğu söylenebilir. Başlangıçta, yani 6.
yüzyılın son çeyreği ve 7. yüzyılın ilk yarısında burada Kağanlığın fazla bir
değişiklik yapmadığı, kendi hanedanını koruyan ve Kağanlıkla nikâh yoluyla
bağlılıklarını saklayabilen Semerkant prensleri özerk veya yarı bağımsız bir yönetimi
ellerinde bulundurmuşlardır. Bu dönemde Soğd’un iç bölgelerinde de, bazı istisnalar
hariç, fazla bir değişiklik yapılması söz konusu değildir. Sadece, Kağanlık tarafından
yerli yönetici kontrolünü ve vergi toplanmasını denetleyen bir temsilci olarak Tudun
(Tolstov 1948: 260) unvanına sahip memurlar aracılığıyla yönetimi gözetlemişlerdir.
Köktürkler itaatlerine aldıkları ülkelere kendi naiplerini tayin etme ve onlar
aracılığıyla yerli yöneticileri denetimde tutma usulünü uygulamışlardır. Bunun bir
örneği Çaç (Taşkent) bölgesindeki Tudun unvanını taşıyan naiplik görevinde görülür
(Бобоёров 2011: 168). Yani, strateji yönünden önemli olan hudutlara nispetle
Kağanlık yönetiminin dolaysız olarak kendi kontrolüne almaya çaba göstermesi
doğaldır.
Erken Orta Çağda Soğd’un merkez topraklarında, özellikle Zerafşan vadisinde
esas olarak Soğdlular ve Türkler yaşamışlardır. Köktürk Kağanlığı burayı ele
geçirdikten sonra yönetimi işbu etnoslar vasıtasıyla yürütmüşlerdir. Soğd
konferderasyonundaki birçok küçük prenslik yöneticilerinin Soğdlu ve Türk asıllı
olmaları da bunu göstermektedir.
Gene de Soğdluların yönetim işlerinde değil, daha çok ticari ve iktisadi işlerde
öncülük yaptıkları bilinir (Babayarov 2000: 72). Soğdluların, bulundukları coğrafya
şartlarından dolayı yönetim işlerine nispetle daha çok ticarî işlerde ağırlık kazandığı
ve bunda geleneksel beceri ve eğilimin de etkisinin olduğu bir gerçekti. İşbu özellik
nesilden nesile miras olarak asırladır, Orta Asya’da Soğdluların zanaatta ve ticarette
öncülük yapmalarına temel olmuştur.
Bu dönemde Soğd yönetiminde Eski Türklerin kendine özgü bir yer tuttuğu ve
öncülük kazandığı inkâr edilemez. Onlara özgü fizikî yapılı insan tasvirlerinin Soğd
tasvirî sanatında ağırlıklı olarak görülmeye başladığı bilinmektedir. Bu ise tasvirlerin
yapımına sipariş veren veya etkili olan kesimin yönetici gruplar olmasıyla ilişkilidir.
Özellikle, Semerkant hükümdar taifesinin bir eseri olan Afrasiyab (Albaum 1975: 109;
Marşak 2009: 34) ve Panç prenslerinin yönetim merkezi Pencikent sarayı duvar
resimleri (Belenitskiy 1973: 65) ve Soğd koroplastiğinde2 onların fizikî yapısının
öncülük kazandığı bilinmektedir.
Aslında Soğd bölgesinde Köktürklerin ayrı bir mevkii olduğu gibi Soğdluların da
Köktürk Kağanlığı’nın oluşumu, gelişmesi ve yönetim işlerinde ayrı bir yer tuttukları
bir gerçektir. Kağanlığın daha ilk yıllarında Soğd yazısının kullanılması bunun en
parlak örneklerinden biridir. Moğolistan’ın Arhangay aymağının Bugut adını taşıyan
menzilinde Mukan Kağan’ın kardeşi Mahan Tegin adına dikilen anıt taşının esas
metninin Soğd dilinde olması bunu ispat eder. Bilindiği gibi, işbu anıtın tarihi
olaylardan yola çıkılarak 583-588 yıllarında yazıldığı belirtilmiştir (KlyaştornıyLivşits
1971: 126-147; İshakov 2009: 5-26; İshakov 2009: 6).
Yeri gelmişken Panç prensliği örneğinde, Soğd konfederasyonunun Kağanlık
tarafından nasıl yönetildiği meselesi hakkında durmak isteriz. Evvela, Köktürk
Kağanlığı’nın siyasî yönden üstünlüğünü ve vasallar üzerinde kendine özgü bir
yönetimi olduğunu inkâr etmemekle beraber; Soğd’un bir parçası olan Panç
hükümdarlığının Soğd merkezî yönetimi ve Kağanlığa nispetle otonom bir yönetim
gösterdiğine de dikkat etmek gerekir.
Bugünkü Tacikistan topraklarının kuzey-batısında kalan ve hâlâ Pencikent diye
bilinen Panç prensliğinin Batı Köktürk Kağanlığıyla ilişkilerini aydınlatmak
diğerlerine nazaran daha kolaydır. Nedeni, tam o döneme ait olan pek çok Soğd dilli
belge bugüne ulaşmıştır ve nümismatik malzemeler de açık kalan sahfalarını
doldurmaya yardımcı olabilmektedir. Daha da önemlisi, adı geçen belgelerin
birçoğunda birer etnik ve siyasi terim olarak “Hun” (Köktürk Kağanlığı), “Kağan”,
“Tudun”, “Elteber”, “Tarhan” vb. gibi Kağanlığın buradaki yönetimine dolaylı veya
dolaysız olarak ilişkili olan sözcükler vasıtasıyla, hem Kağanlık tarihinin, hem de
Soğd tarihinin eksikliklerini gidermektedir (CD 115, 117).
Bölgenin siyasî bakımdan Semerkant’tan sonra gelen Panç prensliğinde Soğd
belgelerinden ve nümizmatik bilgilerden anlaşıldığına göre ck’yn cwr βyδk’’ (Çakın
Çor Bilge) isimli Türk asıllı bir hükümdar vardı ve o 693-708 seneleri arasında
yönetimde bulunmuştu (CD 47). Onun γwβ pncy MRYn βyδk’’ “Panç hükümdarı
Prens Bilge” ibaresinden Eski Türk karakterini taşıyan bronz sikkeler bastırdığı
anlaşılmaktadır (Livşits 1979: 57-58). Nitekim, 7. yüzyılın ilk yarısında Pencikent
hükümdarlarının bastırdığı sikkelerde Türk-Runik işaretini andıran (Eski Türkçe
oq “ok”) ve Çaç bölgesinde kendi sikkelerini bastıran Batı Köktürk hükümdarları Tun
Cabgu-Kağan, Cabgu-Kağan ve Cabgu unvanlı sikkelerindeki , biçimli
damgalara yakınlık göstermekte (Babayar 2007: 36), ancak, onların tersine yukarıya
dönük şekilli damga hem de Soğd yazısında pncy MR’Yn ‘/cm’wky’n “Panç sahibi
(padişahı) Çamukyan” ibaresi bulunmaktadır (Smirnova 1981: 230). İşbu sikkedeki
ilk biçimli damga Batı Köktürk hükümdarı Tardu Kağan (576-603) tarafından
Çaç’ta darbolunan damgasına (Babayar 2007: 36) yakınlık göstermekte olması,
onlar arasında etnik bir bağ olduğuna delalet eder.
O. İ. Smirnova, Panç sikkelerindeki ok biçimli damgalara bakarak, burada
yaklaşık bir asır hüküm süren sülale menşeinin Sirderya (Çaç bölgesi) çevresindeki
hüküm süren Türk boylarından biriyle alakalı olduğunu yazmış (Smirnova 1981: 15,
32) ve bu görüşü oldukça taraftar bulmuştur. Panç hükümdarlığı Divaştiç (709-722)
zamanında Soğd bölgesinin önde gelen gücü olmuş, menşeinin Soğd veya Soğd-Türk
asıllı olması konusu tartışılmıştır (Livşits 2008: 57-58).
Soğd belgeleri ve Müslüman kaynaklarında Divaştiç’ten bahsedilmesine rağmen,
onun adına bastırılan sikkeler bulunmaması meselenin aydınlatılmasına engel
olmuştur. Bilindiği gibi, Çakın Çor Bilge (693-708) yönetiminden sonra
darbolunmaya başlandığı iddia edilen ve ön yüzünde pncy nnδβ’mpnh “Panç kraliçesi
Nana” ibaresi, arka yüzünde ise biçimli damga yer alan sikkeler yer almakta olup
(Smirnova 1981: 236), araştırmacılar işbu sikkelerdeki damganın Türk asıllı Çakın
Çor Bilge tarafından bastırılan sikkelerdeki biçimli damgayla yakınlık gösterdiğine
dikkat çekmişlerdir. Sikkenin Çakın Çor Bilge’nin kızı adına bastırıldığı kanısına
varan araştırmacılar çoğunluğu oluşturur. Yani, kendisi soylu aileden gelmeyen,
Soğd asıllı Divaştiç, Çakın Çor Bilge’nin damadı olup, Türk asıllı eşi adına para
kestiriyordu. Nitekim, bazı araştırmacılar Köktürklerle sihrî yönden bağları bulunan
Divaştiç’in ceddinin Arapça kaynaklarda Şur olarak kaydedilmesine bakarak, işbu
terimi Eski Türkçe Çor unvanıyla ilişkilendirmişlerdir (Livşits 1979: 65).
Pencikent şehir kalıntılarından βγy γ’γ’n “İlahi Kağan” unvanıyla darbolunmuş
ortası dörtgen delikli sikkeler arkeologlarca bulunmuştur. İşbu sikkelerin nerede
88 | B o b u r G a y ı b o v / G a z i T ü r k i y a t , G ü z 2 0 1 3 / 1 3 : 8 1 - 9 0
bastırıldığı tam olarak açıklığa kavuşmuş değildir. Gene de bu tür sikkeleri Batı
Köktürk kağanları adına yerli hanedan yöneticilerinin bastırdıklarını iddia eden
araştırmacılar bulunmaktadır (Babayar 2007: 36).
Panç yönetiminde Köktürk Kağanlığına özgü birçok unvan kullanılmaktadır.
Yukarıda sözü edilen Çakın Çor Bilge’den başka diğer Panç yöneticilerinin de Çor
unvanını kullandığı bilinmektedir. Örneğin, yukarıda bahsedildiği gibi Çakın Çor
Bilge’den sonra hükümdarlık yapan Soğd asıllı Divaştiç (709-722) Çor unvanını
taşımıştır (Livşits 1979: 66-67). Gene, Soğdça belgelerinin arasında, Panç vergi
toplayıcısının trx’n (Tarhan)’a yazdığı bir belge bulunur. Araştırmacılar buna
dayanarak, bu dönemde Soğd bölgesinde Tarhan unvanının kullanıldığı kanaatine
varmışlardır (İshakov 1992: 27-28). Bunlar hariç, burayla ilgili Muğ dağı Soğdça
belgelerinde (B-13, А-16, B-2, B-15 numaralı) ryttpyr “İlteber” unvanlı ileri gelen
birinden bahsedilmektedir (Grenet 2002: 177-178, 187). Onun Batı Köktürk kağanlığı
tarafından gönderilen görevli memur olması da muhtemel gözüküyor.
Köktürklerin Pencikent’teki aktif faaliyeti tasvirî sanata da yansımıştır. Özellikle,
VII. ve VIII. yüzyıllara ait Pencikent sarayı duvar resimlerinde görülen insan
figürlerinin çoğunluğunun Eski Türkleri andırması buranın yönetiminde
Köktürklerin ayrı bir yere sahip bulunmasından kaynaklanmaktadır (Albaum 1975:
35). Nitekim, yönetici kesimi andıran resimlerde Eski Türklere özgü fizikî yapı bunu
tasdik edecek mahiyettedir. Bağdaş kurarak oturmuş vaziyetteki biraz çekik gözlü,
yuvarlak yüzlü, sakalsız ve uzun saçlı insan figürlerinde Köktürk etkisinin oldukça
hissedilmesi araştırmacıları bu görüşe itmiştir.
O dönemin siyasi durumu özel olarak belgeler ve yazışmalara yansımıştır. Panç
prensliğine ait olarak Tacikistan’da bulunan Muğ dağı Soğdça belgelerinin
birkaçında xwn (Hun) “Köktürk Kağanlığın adı”, x’γ’n (Kağan) “Kağanlığın baş
yöneticisinin unvanı” sıfatıyla geçer (Livşits 2008: 86-87, 128-129). Gene, onlarda Hun
(Köktürk) kumandanı, Kağan’a gönderilen mektup, Soğd yöneticisi Divaştiç’e Kağan
tarafından elçiler vasıtasıyla yollanan “yüksek mertebe ve şeref”, Soğd’a gelen “Elçi”,
hürmet gösterilmesi lazım olduğu bildirilen “Elteber” vb. hakkında bilgiler yer aldığı
görülür.
Böylece, onlarca irili ufaklı prensliklerden oluşarak bir konfederasyon yönetim
sistemine sahip olan Soğd’un Köktürk Kağanlığı hakimiyeti altında bulunduğu yüz
elli yıldan fazla bir dönemde, hem kendi geleneksel yönetimini koruduğu, hem de
zaman geçtikçe Kağanlığa özgü yönetim şekilleri uygulanmaya konduğu
görülmektedir. Sonuçta ise buranın hemen hemen tüm prensliklerinde Köktürk ve
S o ğ d M e r k e z î Y ö n e t i m i v e O n u n K ö k t ü r k K a ğ a n l ı ğ ı ’ n a B a ğ l ı l ı k Ş a r t l a r ı | 89
Soğd karışımından oluşan yönetici kesim ortaya çıkmıştır. Buna dönemin yazılı
kaynakları kadar arkeoloji buluntuları da şahitlik etmektedir.
KAYNAKÇA
ALBAUM, Lazar (1975), Jivopis Afrasiyaba, Taşkent.
BABAYAR, Gaybullah (2007), Köktürk Kağanlığı Sikkeleri Katalogu - The Catalogue of coins of Turkic
Qaghanate, Ankara.
BABAYAROV, Gaybulla – KUBATİN, Andrey (2007), K novoy interpretatsiyi imena pravyaşego
roda Samarkanda iz nadpisey v rospisyah Afrasiaba / Samarkand şahrining umumbaşariy madaniy
tarakkiyot tarihida tutgan orni, Taşkent- Semerkand: Fan, 216-221.
BABAYAROV, Gaybulla – KUBATİN, Andrey (2012), “Doislamskiye monetı Sogda: novıye
çteniya i interpretatsiyi legend / Özbekistan tarihining dolzarb muammolari yoş
tadkikotçilar talkinida”, Yaş Alimler Respublika Konferentsiyası 2012, Semerkand: ÖzR FA
Arheologiya İnstitutı, 11-23.
BELENİTSKİY, Aleksandr (1973), Monumentalnoe iskusstvo Pendjikenta. Jivopis i skulptura.
Moskva: İskusstvo, 65.
BİÇURİN, Nikita (İakinf) (1950), Sobranie svedeniy o narodah, obitavşih v Sredney Azii v drevniye
vremena, No: 2, Moskva-Leningrad.
BOBOYOROV, Gaybulla (2011), “Garbiy Turk hokonligining voha hukmdurliklarni boşkaruv
usullariga doir”, Sharqshunoslik, Taşkent, 61-72.
BOBOYOROV, Gaybulla (2000), “Türk hokonligining Movarounnahrdagi boşkaruv tizimi
hakida”, Ozbekiston Tarixi, Taşkent, 71-72.
BOBOYOROV, Gaybulla (2011), Çoç tarihidan lavhalar (ilk orta asrlar), Taşkent, 168.
GAFUROV, Babadjan (1972), Tadjiki: drevneyşaya, drevnyaya i srednevekovaya istoriya, Moskva.
GRENET, Franz - VAISSIERE Etienne de la (2002), “The Last Days of Panjikent”, Silk Road Art
and Archaeology, No: 8, Kamakura, 177, 178, 187.
HOCAYEV, Ahad (2004), “Hitay menbeleridegi Suğdlarga oid ayrim ma’lumatlar”, O’zbekiston
Tarixi, No:1, Toşkent, 52.
İSHOKOV, Mirsodik (2008). Tsentralnaya Aziya v sisteme mirovoy pismennoy kulturı, Taşkent:
Umed, 179.
İSHOKOV, Mirsodik (2009), “Suğdça Buğut mangu bitiği”. Mengü bitigler, Toşkent, 5-26.
İSHOKOV, Mirsodik (2009), “Suğdşunaslikning ayrim masalalari”. Markaziy Osiyo tarihi:
manbaşunoslik va tarihnavislik izlanişlari. Taşkent.
İSHOKOV, Mirsodik (1992), Unutilgan podşolikdan hatlar, Taşkent.
KLYAŞTORNIY, Sergey - LİVŞİTS Vladimir (1971), “Sogdiyskiya nadpis iz Buguta”, Stranı i
narodı Vostoka, No: 10, Moskva: Nauka, 126-147.
90 | B o b u r G a y ı b o v / G a z i T ü r k i y a t , G ü z 2 0 1 3 / 1 3 : 8 1 - 9 0
LİVŞİTS, Vladimir (1962), “Yuridiçeskiye dokumentı i pisma”, (çtenie, perevod i kommentariy
V. A. Livşitsa), Sogdiyskie dokumentı s gorı Mug II, Moskva.
LİVŞİTS, Vladimir (1979), “Praviteli Pança (Sogdiytsı i Tyurki)”, Narodı Azii i Afriki, No: 4,
Moskva, 56-69.
LİVŞİTS, Vladimir (2008), Sogdiyskaya epigrafika Sredney Azii i Semireçya, Sankt-Peterburg.
MARŞAK Boris (2009), İskusstvo Sogda, Sankt-Peterburg: Gos. ermitaj, 34.
NASAFİ (1906), Kandiya Malaya, (Perevod V.A. Vyatkina. Spravoçnaya kniga Samarkandskoy oblasti),
Samarkand, 110.
OTOHOCAYEV, Azimhoca (2010), İlk orta asrlarda markaziy osiyo tsivilizatsiyasida türk-suğd
münasebetleri, Taşkent: Art-Flex, 88.
OTOHOCAYEV, Azimhoca (2002), Suğd konfederatsiyasida Keşning orni. Şahrisebz şehrining cahon
tarihide tutgan orni, Taşkent: Fan, 38-40.
SMİRNOVA, Olga (1950), “Monetı iz raskopok drevnego Pendjikenta”, Materialı po istorii i
arheologii SSSR, No: 15, Moskva, 28.
SMİRNOVA, Olga (1970), Oçerki iz istorii Sogda, Moskva.
SMİRNOVA, Olga (1981), Svodnıy katalog sogdiyskih monet. Bronza, Moskva.
TOLSTOV, Sergey (1948), “Drevniy Horezm”, Opıt istoriko-arheologiçeskih issledovaniy, Moskva:
Nauka, 260.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SOĞDCA, TÜRKÇEDEKİ SOĞDCA KELİMELER VE BUNLARIN TÜRKÇEYE UYUMLARI

Soğd Ses Sistemi ve Uygur Alfabesinin Kökeni*

Kençekler ve Kençekçe